

Malatya’da sabah saatlerinde meydana gelen 5 büyüklüğündeki deprem sonrası Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, kamuoyunu rahatsız eden açıklamalarda bulundu. Deprem uzmanı, Marmara depremi senaryolarının abartıldığını belirterek Silivri-Kumburgaz hattındaki gerçek riski ortaya koydu. “İnsanlar gereksiz yere paniğe sürükleniyor” diyen Üşümezsoy, bilimsel verilere dayanarak fay hatlarının gerçek durumunu anlattı.
Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 19 Temmuz sabahı saat 06.20’de 15,59 kilometre derinlikte kaydedilen 5 büyüklüğündeki deprem, bölgede endişeye yol açtı. Turko Haber ekibinin takip ettiği gelişmelere göre, deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy katıldığı canlı yayında hem Malatya’daki sarsıntıyı hem de İstanbul için konuşulan deprem senaryolarını masaya yatırdı.
—
🔍 Malatya Depremi 6 Şubat’ın Devamı mı?
Prof. Dr. Üşümezsoy, Malatya’da yaşanan sarsıntının 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede oluşan fay dinamikleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. 2020 yılında Sivrice’de meydana gelen depremden sonra Pütürge çevresindeki stresin tamamen boşalmadığını hatırlatan uzman, bölgede benzer sarsıntıların devam edeceğini daha önce de uyardığını belirtti.
“Burada bir sürü bunun gibi kırıklar oluyor. Bu yapı büyük depreme dönüştürmez. Ama bir sürü 5’lik ve 6 arasında depremler olur” diyen Üşümezsoy, Pütürge’nin kuzeyinde çok sayıda küçük kırık bulunduğunu ve bu nedenle orta büyüklükte depremlerin görülmesinin normal olduğunu açıkladı.
—
⚠️ Marmara Depremi Senaryoları Neden Abartılı?
Üşümezsoy’un en çok dikkat çeken açıklamaları Marmara depremi ile ilgili oldu. Kamuoyunda tartışılan bazı senaryoların bilimsel verilerle örtüşmediğini savunan uzman, Marmara Denizi’ndeki fayın tek parça halinde kırılacağı yönündeki iddialara kesinlikle katılmadığını belirtti.
1894 ve 1912 depremlerinde belirli fay segmentlerinde enerjinin zaten boşaldığını hatırlatan Üşümezsoy, bazı uzmanların kullandığı haritaların yanıltıcı olduğunu söyledi. “Arkadaşlar bir harita alıyorlar, boydan boya o harita üzerinden konuşuyorlar. Bunlar da insanları aşırı panikletiyor ve hiçbiri de özür dilemiyor” ifadelerini kullandı.
—
📍 Silivri-Kumburgaz Hattı: İşte Gerçek Risk
İstanbul çevresindeki fay hatlarına dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Üşümezsoy, Kuzey Anadolu Fayı’nın Adalar yönünde ilerlemediğini vurgulayarak kritik bir ayrıntıyı paylaştı:
- Silivri ile Kumburgaz arasında aktif bir fay hattı mevcut
- Bu hat 6-6.5 büyüklüğünde deprem üretebilir
- Büyükçekmece’den Yeşilköy’e kadar kesimde fay bulunmuyor
- Silivri çukurunda 5-6 arası depremler olağan karşılanmalı
“Silivri çevresinde küçük ve orta büyüklükte depremler yaşanabilir. Ama bunlar doğrudan büyük yıkıcı depremin habercisi değil” diyen Turko Haber kaynaklarının aktardığı Üşümezsoy, her 5 büyüklüğündeki sarsıntıyı büyük depremin işareti olarak göstermenin yanlış olduğunu söyledi.
—
🚨 Kamuoyu Neden Yanlış Yönlendiriliyor?
Üşümezsoy’un en sert eleştirileri, bazı uzmanların kamuoyunu gereksiz yere korkutmasına yönelik oldu. “Silivri çukurunda 6’nın altında depremler olabilir. 5’lik depremlerin olacağı bir yerdir. Arkadaşlar onu görünce ‘eyvah büyük deprem olur’ diyor” şeklinde konuşan uzman, bilimsel gerçeklerle panik yaratma arasındaki ince çizgiye dikkat çekti.
Deprem bilimcisi, fay hatlarının doğru analiz edilmesi gerektiğini, aksi takdirde toplumun sürekli korku içinde yaşayacağını vurguladı. Bölgesel fay yapılarının birbirinden farklı olduğunu ve her küçük sarsıntının büyük felaketin habercisi olmadığını bilimsel verilerle açıkladı.
—
💡 Peki Vatandaş Ne Yapmalı?
Prof. Dr. Üşümezsoy’un açıklamaları ışığında vatandaşların dikkat etmesi gereken noktalar şöyle:
- Panik yerine hazırlıklı olmak: Deprem çantası, bina güvenliği kontrolü ve acil eylem planı mutlaka hazırlanmalı
- Bilimsel verileri takip etmek: Sosyal medya spekülasyonları yerine uzman görüşlerine kulak vermek gerekiyor
- Bölgesel farkları anlamak: Her bölgenin deprem riski farklı, genellemelerden kaçınılmalı
- Yapı güvenliğini kontrol ettirmek: Turko Haber‘in sürekli vurguladığı gibi, binaların deprem yönetmeliğine uygunluğu hayati önem taşıyor
Uzmanlar, 5 büyüklüğündeki depremlerin Türkiye’nin birçok bölgesinde normal olduğunu, bu sarsıntıların mutlaka büyük bir depremin habercisi olmadığını belirtiyor. Önemli olan sürekli tetikte olmak ama gereksiz panikle yaşam kalitesini düşürmemek.
—
🔬 Bilimsel Yaklaşım mı, Panik mi?
Üşümezsoy’un açıklamaları, Türkiye’de deprem iletişiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda önemli bir tartışma başlattı. Bir yandan halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor, öte yandan her sarsıntıda “büyük deprem geliyor” söylemleri toplumu yıpratıyor.
Deprem gerçeği ile yaşamayı öğrenmek, bilimsel verilere güvenmek ve abartılı senaryolara itibar etmemek, uzmanların ortak tavsiyesi olarak öne çıkıyor. Silivri-Kumburgaz hattındaki risk gerçek ancak bu, İstanbul’un tamamının yarın yıkılacağı anlamına gelmiyor.
Malatya’daki 5 büyüklüğündeki deprem, bölgenin fay yapısının doğal sonucu. Pütürge çevresindeki küçük kırıklar, enerjiyi küçük parçalar halinde boşaltarak aslında büyük bir yıkımı engelliyor. Bu bilimsel gerçeğin topluma doğru aktarılması, gereksiz korkuların önüne geçecek.
—
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Silivri-Kumburgaz hattı ne kadar tehlikeli?
Prof. Dr. Üşümezsoy’a göre bu hatta 6-6.5 büyüklüğünde deprem riski var ancak Büyükçekmece-Yeşilköy arasında fay bulunmuyor. Silivri çukurunda 5-6 arası sarsıntılar normal karşılanmalı ve bunlar doğrudan büyük depremin işareti değil. Bölge sakinlerinin yapı güvenliğini kontrol ettirmesi ve hazırlıklı olması yeterli.
Malatya’daki depremler neden devam ediyor?
2020 Sivrice ve 6 Şubat depremlerinin ardından Pütürge çevresindeki stres tamamen boşalmadı. Bölgede çok sayıda küçük kırık var ve bunlar 5-6 büyüklüğünde depremler üretiyor. Üşümezsoy, bu yapının büyük depreme dönüşmeyeceğini, enerjiyi küçük parçalar halinde boşalttığını belirtiyor.
Deprem haberlerinde hangi kaynaklara güvenmeliyiz?
Sosyal medyadaki spekülasyonlar yerine bilimsel verilere dayanan uzman görüşlerini takip etmek gerekiyor. Turko Haber gibi tarafsız ve hızlı habercilik anlayışına sahip platformlar, doğrulanmış bilgileri aktararak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlıyor. Her sarsıntıda panik yaratmak yerine, bölgesel fay yapılarını doğru analiz eden kaynaklara kulak vermek önemli.



